Haci ibrahim Kutub'un oglu
olan Seyyid Kutup, 1906'da Asyut kasabasina bagli Kalia köyünde dünyaya geldi.
Babasi köyde, sayilan bir kisi ve Vatan Partisinin bir üyesi olarak
bilinmekteydi.
O zaman bu partinin baskanliginda Mustafa Kamil vardi. Haci Ibrahim Kutup
ziraatla ugrasir, elde ettigi mahsulün bir kismini satar bir kismini da
fakirlere infak ederdi. Annesi ise çok mütedeyyin ve asil bir aileye mensup
birisiydi. Seyyid Kutub'a terbiyesiyle, sevgi ve sefkatiyle çok tesir etmisti.
Seyyid Kutup'un Hamide ve Emine adli iki kiz kardesiyle Muhammed adinda küçük
bir de erkek kardesi vardi. Daha Kahire'de okurken babasini kaybedince,
annesinin ve kardeslerinin bütün mesuliyetleri onun üzerine yikilmis oluyordu.
O cia bu durumdan oldukça sikilmisti. Bu sikintidan biraz olsun kurtulmak için,
annesini Kahire'ye tasinmaya razi eder ve Kahire`ye tasinirlar.
1940'da annesinin ani vefati Seyid Kutup'u oldukça etkilemisti. Kendisini.
hayatta yalniz hissetmeye baslar. Bu konudaki duygularini bizzat kendisi bazi
kitaplarinda anlatmaktadir.
SEYYID KUTUB'UN HAYATININ DÖNEMLERI
Seyyid Kutup'un hayatini dört ana bölümde toplamak mümkündür. Bunlardan
birincisi dogumundan 1919'a kadar olan bölüm. Seyyid Kutup bu devrede babasinin
itinali dini terbiyesi altinda yetismisti. Bir tarafta köylerindeki medreseye
devam ederken bir taraftan da babasinin özel terbiyesindeydi. Daha on yasina
gelmeden Kur'an-i Kerim'in tamamini ezberlemisti.
Seyyid Kutup'un hayatindaki ikinci dönem ise 1920 ve 1939 arasindaki zamani
içermektedir. Bu dönemde Kahire'ye giderek liseyi bitirir ve üniversiteye
"Darul Ulum"a girer. Darul Ulum'a girmesindeki maksadi arap dilinde
ihtisas sahibi olmakti. Kardesi Muhammed Kutub'un "Küçük Çigliklar"
adli kitabinin önsözünde de anlattigi gibi Darul Ulum'da dört sene okumustu.
Burada okutulan dersler ise Tarih, Cografya, Arap edebi-
yati, Ingilizce, Sosyaloji, Matematik, Fizik, Felsefe ve dini ilimlerdi.
Seyyid Kutup'u okutan hocalarin basinda ise Mehdi Allame geliyordu. Bu zat
Seyyid Kutup'un "Sairin hayattaki görevi" kitabinin ön sözünde
sunlari diyor: "Seyyid Kutup'un benim talebem olmasi bana çok büyük bir
mutluluk veriyor. Eger hayatta benim ondan baska talebem olmasa bile onun
varligi mutluluk olarak kafidir."
Darul Ulum'dan mezun olduktan sonra Milli Egitim Bakanliginda müfettis olarak
görev alir.
Fakat bir yazar olarak görevini daha iyi yapabilmek için görevde fazla
kalmayarak istifa eder. Bu siralarda hemen hemen her konuda kendisini
yetistirmek için okumaya daldigini görürüz. Özellikle arapçaya çesitli
dillerden çevrilmis eserleri incelemekte ve degerlendirmeye tabi
tutmaktaydi.
Çok geçmeden Seyyid Kutup da tipki Taha Hüseyin, Abbas Mahmut Akkad ve Mustafa
Sadik Rafi gibi harika bir yazar,olarak ortaya çikiyordu.
Onun yazilari da tipki ötekilerinki gibi ayni gazete ve dergilerde yayinlanmaya
baslamisti.
Seyyid Kutup'un hayatinin üçüncü merhalesini ise 1939 ile 1951 yillari
olusturmaktâdir. Bizim görüsümüze göre bu dönem ayni zamanda Seyyid Kutup'un
Islâmi düsünceye dönüsünün de bir baslangici oluyordu. 1939'da
"El-Muktatif' dergisi O'nun "Kur'an da Fennî Tasvir" adli bir
makalesini yayinlamisti. Seyyid Kutup bu yazisinda bazi ayetlerden örnekler
vererek Kur'an'daki sanatsal güzellikleri ve onun üstün icazini ortaya
koyuyordu.
Bu yazisiyla ayni zamanda Kur'an'da icaz olayini inkar eden Akkad'in
görüslerinden de ayrilmis
oluyordu. 1945 yilinda ayni konuda iki kitap yayinladi.
Seyyid Kutup bu kitaplarinin, almis oldugu dini terbiyenin bir semeresi
oldugunu açikça itiraf etmekte, Kur'an'in uslubu ve harikaligiyla kendisini
uyandirdigini kabul etmektedir. O'na göre ilmi Kelamin uslubu olan cedel, dinde
pek neticeye götürmemektedir. Çünkü akil Kur'an'in inceliklerini ve
harikaliklarini tam olarak anlamaktan acizdir. Arkasindan "Sahrada"
adli bir kasidesini yayinlayan Seyyid Kutup, burada her seyin bir tertip ve
ölçüye göre yaratildigini anlatmaktadir.
1946'da "Iste Sahtekarlik" diye bir kitabi daha yayinlandi. Bu
kitabinda Abdullah Ali el-Kasimi ile iki konuda tartisiyordu. Bunlardan birisi
"Insanin yaratmak konusundaki gücü" ikincisi ise "Insanin
dinlere inanmasiydi". Akkad ve onun gibileri makalelerinde genelde
Abdullah Ali'nin kitabini, dolayisiyla fikirlerini medhederken Seyyid Kutup
siddetle tenkit ediyordu. Çünkü Abdullah Ali dinin hayatin gerçeklerine ters
oldugunu, dine
tabi olanlarin gerilediklerini, özellikle Islâmin insani gerilettigini
savunuyordu. Iste bundan dolayi Seyyid Kutup Abdullah Ali'nin demogojilerine
yazdigi kitapda hü***** ediyor, tenkit ediyor ve onlari çürütüyordu.
7 Ekimn 1946 da Seyid Kutup'un Islâmi fikre baslangiç olarak degerlendirilen
"Konum Dersleri" adinda bir makalesi daha yayinlanmisti. Seyyid Kutup
bu makalesinde Misir'in toplum yapisinin, siyasi, ahlaki ve sosyal yönlerden
tenkidini yaparak, müslümanlari çalismaya çagiriyordu. Toplumun islahi için ne
yapilmasi gerekiyorsa müslümanlarin yapmak zorunda olusunun Kur'an'in emri
oldugunu söyleyen Kutup delil olarak Al-
lah'in su ayet-i kerimesini gösterip tefsirini yapiyordu: "Sizden iyiligi
emreden, kötülükten sakindiran, bir topluluk olsun. Iste asil kurtulusa erenler
onlardir. "
ISLAMA DOGRU YÖNELIS.
21 Ekim 1946 bu günkü medeniyeti tenkit ederek onun manevi degerlerden
soyutlanmis, sadece maddi bir medeniyet oldugunu delillerle açikliyordu.
1948'in sonlarinda ise "Islâmda Sosyal Adalet" kitabini yayimladi.
Kutub bu kitabinda insanligin arzu ettigi gerçek sosyal adaletin Islâmda
oldugunu ve hakiki adaletin Kur'an'in
gölgesinden baska hiç bir yerde olmadigini açik açik anlatarak hayatin her
alaninda oldugu gibi edebiyatin dahi Islâmi ölçülerden kaynaklanmasi
gerektigini vurguluyordu.
1949'da Amerika'ya giden Kutub iki buçuk yil kaldi. Amerika'da kaldigi bu
müddet içersinde Misir'daki arkadasi Tevfik el-Hakim'e gönderdigi mektuplarda
Amerikan toplumunu ve medeniyetini devamli olarak tenkit ediyordu. Çünkü ; bu
medeniyette ruhi degerlerden hiç bir sey yoktur, diyordu. Ayni mektuplarinda
"El Melik" adli kitabini da tenkit ediyordu. Çünkü Kutup bu kitabi
Islâmi fikirlerle yogrulmadan çok önce yazmisti.
Iste Seyyid Kutup arkadasina yazdigi mektuplarda bu kitabinin tenkidinde,
"keske kitabin konusu Yunan felsefesine göre degilde, Islâmi ruhla
yazilmis olsaydi. Insallah gelecekteki konular, hayata, kainata ve insana özel
bir bakis açisi olan Islâmdan kaynaklanir" diyerek temennilerini de
bildiriyordu.
Buna göre diyebiliriz ki Seyyid Kutup'un bu tarihten sonra edebiyata bakis
açisi degismistir. Çünkü hayatinin önceki dönemlerine baktigimizda edebiyati
din ile ilgisi olmayan bir güzellik olarak degerlendirmekteydi. Fakat simdi her
seyin oldugu gibi edebiyatin da tüm konularini dogrudan dogruya Islâmdan almasi
gerektigini söyle-
mektedir.
1951 ile 1965 yillarini kapsayan zaman parçasi ise hayatindaki dördüncü
merhaleyi olusturuyordu. Kutup bu dönemde edebiyattan tamamen siyrilarak
Ihvan-i Müslimin teskilatina katilmisti. Abdulhakim Abidin'in anlattigina göre
Seyyid Kutup artik Ihvanin bir fikir elemani olmustu.
Gerçi yönetici olarak Ihvanda hiç bir makami yoktu ama iyi bir müntesip olarak
Ihvanin gazetelerinde ve dergilerinde halki devamli olarak Islâma davet
ediyordu. Bir ara, 1954'deki tutuklanmasindan önce "Ihvan-i Müslimin"
adli gazetede yazi isleri müdürlügü yapmis, orada yazdigi yazilari bir araya
getirerek birçok kitaplar olusturmustu.
Bu kitaplardan birkaçini burada zikretmeden geçemeyecegiz:
1- Islâm ve Dünyaya bakis
2- Iste Din Budur
3- Istikbal Islâmindir.
Kutup ayrica Ihvan-i Müslimin gazetesinde din ile devlet islerini birbirinden
ayirarak dini siyasetten uzak tutan laik düsünceyi de siddetle tenkit eder,
siyaset baskadir, din baskadir sloganinin bir hikaye oldugunu söyliyerek
Islâmda böyle bir sey olmadigini haykirir. Çünkü Seyyid Kutup "Islâmin
kalplerde bir inanç ve hayat için
bir kanun oldugunu" vurguluyordu.
Ezher üniversitesinin Kur'an-i Kerim'i tefsir etmede taklidi tutumunu da açikça
tenkit eden Kutub bu konuda söyle diyordu:
"Bu gün bütün dünya sosyalizm ve kapitalizm gibi belirli sosyal fikirlerin
pesinde gitmektedir. Onun için Ezher üniversitesi Islâmi kültürü her yönüyle
halka götürmelidir. Ibadette, inanç ve hayatin her alaninda, Islâmin kendisine
has, her türlü noksanliklardan uzak ölçülerinin oldugunu izah etmelidir. Ister
siyasette olsun, ister iktisatta ve ister cezalarda olsun Islâmin hayatin her
konusu için ölçüler koydugunu anlatmali ve Islâmi günlük hayata hakim kilmak
için çalismalar yapmalidir.
SEYYID KUTUB'UN SEHADETI
Seyyid Kutup Islâma inanmis ve inandigi davanin gerçeklesmesi için de bir
çok çalismalar yapmis büyük bir mücahitti. 27 Kasim 1954'de, Ihvan-i Müslimin
Misir devlet baskani Cemal Abdunnasir'a suikast girisimiyle itham edildiginde
Seyyid Kutup'da Ihvan-i Müslimin saflarina katilmisti.
Bundan dolayi Ihvan-i Müslimine mensup birçok müslümanla birlikte Seyyid
Kutup'da tutuklandi. Yapilan yargilamanin neticesinde Seyyid Kutup'a agir
islerde çalistirilmakla birlikte on bes sene agir hapis cezasi verildi. Artik
Seyid Kutup Kahire'den bir kaç km. uzakta "Limanneze" hapishanesinde
yasamaya baslamisti. On sene hapis yattiktan sonra o zamanin Irak devlet
baskani Abdusselam'in Abdunnasir'i ziyaret ederek
Seyyid Kutup'u serbest birakmasini istemesi üzerine Kutub 1964'de serbest
birakildi.
Hapisten çikan Kutub 1965'de "Yoldaki Isaretler" adli kitabini
yayinlayinca tekrar tutuklanir.
Bu tutuklamada yine Ihvan-i Müsliminden bir çok müslüman vardi. Gerekçe
olarakta Ihvan-i Müsliminin devlete karsi darbe girisimini ileri sürerek Ihvani
ve Seyyid Kutup'u darbecilikle itham ediyorlardi.
22 Agustos 1966'da Seyyid Kutup'a idam cezasi verildiginde, Assam el Attarin
kitabinda anlattgina göre Kutub bu karari tebessüm ve Allah'a kavusmanin
verdigi büyük bir mutlulukla karsilamisti. Muhammed Ali Eenna'nin dedigine göre
Seyyid Kutup'un asilmasina asil sebep "Yoldaki Isaretler" adli kitabi
idi.
Seyyid Kutup'a verilen bu idam karari, Islâm alemine yayildiginda Pakîstan'da
Karaçi içinde Cemaati Islâminin mepsuplari tarafindan bir yürüyüs tertiplenmis
ve olay kinânarak Abdunnasir'dan karari yeniden gözden geçirmesi istenmistir.
Ayrica yine Pakistan'da "Meclisi Nizami Islâm", "Cemaati Islâmi",
"Cemaati Avami"de bu karari ayni sekilde kinamislardi. Diger taraftan
Ingiltere'de Rabitatül Islâm, Lübnan'da "Cemaati Islâm" teskilati,
Ürdün'de birçok dini sahsiyetler, Sudan'da Seyyid Allal El Fasi ve Istiklal
partisi baskani Ahmet el-Hatib, Irak'taki Rabitanin
baskani Seyh Emcek Eczzehavi ve bir çok Islâm alimleri Abdunnasir'i bu
kararindan dolayi kinamis ve vaz geçmesi için ikaz etmislerdi.
Bütün bunlara ragmen 9 Agustos 1967 sabahi Lübnandaki
"Ennebar"gazetesiyle Misir'daki "El-ehram" gazetesi idam
haberini su cümlelerle veriyorlardi.
"...Çelik migferli askerlerden bir grup hazirlanip, agir silahlar
artirilarak Kahire hapishanesinin etrafinda bir hisar olusturuldu.
Gazetecilerin hapishaneye girisi yasaklandi. Seyyid Kutup idam edildikten sonra
da gazetecilerden bölgenin terk edilmesi istendi."
Seyyid Kutup bir çok kiymetli kitap yazmisti. Basta Kur'an-i Kerimin bir
tefsiri olan "Fizilal-i Kur'an" olmak üzere hemen hemen her konuda
eseri vardir. Özellikle Islâmi konularda, edebiyat ve egitim konularindaki
eserleri daha çoktur.
Bunlardan hemen hemen hepsi de türkçeye çevrilmistir.
Allah ondan ve onun gibi mücahidlerden razi olsun.
Kaynak: Altinoluk
dergisi
Copyright © Ehl-i Sünnet Tüm hakları saklıdır.