Bilgilenmemiş kimse layıkıyla iman edemediği gibi inkar etmesi gerekenleri inkar da edemez. Bu cehalet yüzünden hak olan inkar edilir, batıl olan kabul görür. ...
Bilgilenmemiş
kimse layıkıyla iman edemediği gibi inkar etmesi gerekenleri inkar da edemez.
Bu cehalet yüzünden hak olan inkar edilir, batıl olan kabul görür.
Hrıstiyanların
da azizlerini yüceltirken uydurdukları üstün vasıflar vardır ve eleştirilemez,
delil sorulamaz ve aranmaz. Burada
imana sebep olacak ön araştırma ve bilgilenme yoktur. Önce başkaları icbar
eder, inanmazsan çarpılırsın, azizin/velinin gazabına uğrarsın diye
korkuturlar, sonra da insan aynı korku cümlesini kendisine telkin eder durur.
Böylece bu hikayelere iman oluşmaz fakat iman zannedilecek bir karar (inkar
edememe acziyeti) ortaya çıkar.
Halbuki
kelime i tevhid önce bâtıl ilahları inkarla başlar, sonra Allah'ı kabulle
biter…
La ilahe” hiçbir ilah yoktur, bütün ilahları inkar
ediyorum demektir. “İllallah” ise ancak Allah’ı kabul ediyorum demektir.
Peki inkar ettiğimizi, kabul etmediğimizi söylediğimiz ilahlar nelerdir?
Onları tanıyor muyuz? Tanımıyorsak nasıl inkar edebiliriz. O sahte ilahlar
mı bize “beni reddet, ben sahte ilahım” diyecek !
İnsan önce batıl olanı bilmeli ve inkar etmeli ki hak
olanı iyi anlasın ve muhafaza edebilsin.
Nitekim siyahı bilen bir insan beyazın siyaha ne kadar zıt
ve ondan ne kadar farklı olduğunu bilir.