Lifos’ta uçurtma bir başka uçar………………..mış, dün öğrendim.
Kayseri’nin en yüksek yerinde sayılır bu pazar biz uçurtma saldık göklere.
Efendim, anlamadım. Biz mi kimiz ? E üçümüz işte, Zehra , Mustafa ve ben.
Çocuklarla çocukluğa kaçmak gibisi yok. Bu Pazar da çocukluk Lifos’taymış
biz de ona kaçtık.
Lifos
Erciyes’in şehre nazır bağrında ecüş bücüş kayalık bir yer. İçi boş
demekmiş Yunanca’da. Hakikaten de içi boşmuş Türkçe. Kayseri’den yaklaşık
20 km. bütün Kayseri’yi büyükçe bir köy gibi avucunun içinde görmek
istersen ancak buradan görürsün. Tıpkı bir gözetleme kulesi. Turistik bir
yer diye epey para harcanmış. Nisan ayının sonuna yaklaştığımız şu günlerde
yanımızdaki dağ yolu yer yer karlarla kapalı olduğundan geçit vermedi bir
yolcusuna. Yazın da burada hem güneş hem ayaz ortaklaşa kavurur. Bu kadar coğrafyadan
sonra ders trafik, deli gibi bir
araba geçti yanımızdan. Güçlü aracımızın birinci vites tırmandığı
yokuştan aşağı, vites 3-4 deyip gaza basıyor hergele. Allah korusun dedim
çok kötü gidiyor, birinden mi kaçıyor acep.
Neyse
uçurtmamızın ipini arabamıza bağlayıp
merak ettiğimiz yere doğru yola koyulduk amma ne var ki elektrik telleri
arabamıza yol verdi de uçurtmamıza asla. Onun ipini arabadan çözüp bir taşa
bağladık ve yaklaşık 100 metre daha tırmandık ve kim demiş ki ömür
biter yol bitmez, işte yol bitti. Cebimden bir tel çektim memlekete, “hey
ufacık binalarda oturan millet en yükseklere bakın bir uçurtma görün, o
bizim işte ve yolların bittiği yerde biz varız.”
İyi
ki geldik çocuklar, bu yol nereye gidiyor der dururduk. O da ne ? Aileye
mahsustur yazan, 5-600 metre karelik alan şişelerle dolu. Vay be insanoğlu
vardığı her yerde bir eser bırakıyor. Şimdi dersimiz ahlak. Bizim millet
yaptı mı en iyisini yapar, en yüksekte içer sonra tam gaz aşağı. Az önceki
hergele boşalttığı şişelerden kaçıyormuş meğer.
İnsan
düşünüyor, uçurtmamız rüzgar almadı diye biz dağlara çıktık, peki bu
adamlar niye çıktı dağlara. Ne var bu yükseklerde ki içen takımı yükseklere
çıkar çıkar sonra dağlara kaçan tilki gibi dönüp şehre bakar. Toplumdan
kaçıp topluma mı bakıyor, yükseklerden bakıp kaçtığı şehirde kendini
mi arıyor. Bu kadar kaçıklık
yeter, kendinize dönün ne olur, şehrinize dönün. Ayaklarınız yerin üstündeyken
hayra hizmet edin biraz. Haberiniz var mı, üstüne bastığınız toprak yarın
sizi örtecek. Yükseklere çıkmakla büyük adam olunmaz.
Şimdi ağır ağır inin aşağı, bu haldeyken ölmeyin. Yaşayın,
Allah'ın salih kulları gibi, mutluluk arıyorsanız, ebedi hayatın tükenmez
nimetlerini arayın, yükselmek
istiyorsanız cennetlere yükselin.