Eûzü billahi mine’ş şeytâni’r-raciym.
Allah'ın, azgınlaştığını bildiği ve kendisine de bildirmek için, çamurdan yarattığı kulu Adem’in önünde saygı ile
eğilmesini isteyerek imtihan ettiği ve bu imtihana melekler itaatle cevap verdiği halde kibirlenerek, büyüklük
taslayarak, yüz çeviren ve böylece kafirlerden olup cennetten kovulan ateşten yaratılmayı üstünlük zannederek ırkçılık
yapan mel’un şeytanın, intikam için kıyamete kadar insana karşı açtığı/açacağı savaşın/savaşların her türlü şerrinden
Allah'a sığınırım.
Bismillahi’r-Rahmani’r-Rahiym.
Yarattığı bütün kullarına Rahman, müminlere hususiyetle Rahiym…
Asr’a, tüm zamanlara ve içinde bulunduğunuz zamana yemin…
Muhakkak ki insan (el- insan)[3] bütün insanlık hüsrandadır, hüsranın temellerini atmaktadır ve sonu hüsran
olacaktır.
Ancak istisnaları vardır, hüsranda olmayanlar da vardır; onlar kimlerdir biliyor musunuz?
Onlar iman edenler:
Yaratıcı rızık verici, koruyup gözetici, kainatın işlerini idare edici ve düzen verici olarak, göklerin ve yerin hakimi,
insan, cin hayvan, canlı cansız her şeyin sahibi, Rab olarak, tüm yarattıklarının yaşantısında hayatın ıslahı, fesadın
def’i için emir verme, kanunlar koyma yetkisi kendisinde olan Allah'a inanan, ondan başka Rab olmadığını kabul
eden; bunun yanı sıra kendisine dua edilecek, yardım istenecek, küçük-büyük her derdin devasını, her hastalığın
şifasını, verecek olan, her kulunun duasını işitip icabet eden, dilediğini kabul edip, dilediğini geciktiren, dilerse kabul
etmediği dua için yapılan dua sebebiyle amel defterine sevap veren tek ilah da Allah’tır, o diriltip hesaba çeken,
cennetiyle mükafatlandırıp, cehennemiyle azab edendir diye inanarak iman etmiş olanlar hüsranda değildir.
O Allah'ın melekleri vardır, onlar Allah'ın yarattığı kullar olup O’nun emrinde, hizmetinde ve Ona itaatla O’nun verdiği
hayatı yaşayan kullarıdır. Allah'ın kul olarak onlara verdiği güç ve kuvvetten başka bir şeye güç yetiremezler.
Kendilerine yalvarılmaz, yakarılmaz, medet dilenmez. Onlar da tüm yardımın Allah'tan istenilmesi gerektiğini bilir ve
O’ndan isterler. Onlardan hiçbiri Allah'ın kızları değildir. Onlarla Allah'a şirk koşmaktan teberi ederek iman edenler
hüsranda değildir.
O Allah'ın peygamberleri vardır, insanlara insan, cinlere cin olarak görevlendirdiği kendi içlerinden birer fert olan bu
elçilerin vazifesi Allah'ın emir ve yasaklarını kullara bildirmek ve Allah'a itaata çağırmaktır. Onlardan hiçbiri Allah'ın
bir insana verdiği güç ve kudretin ötesinde tasarrufa sahip değildir. Onlardan hiçbiri Allah'ın oğlu değildir. Ancak
Allah'a kulluğa davet eden birer kuldurlar. Onlarla Allah'a şirk koşmaktan teberi ederek iman edenler hüsranda
değildir.
...
İRFAN SETENCİ
[1] Mekke’de nazil olmuştur. 3 ayettir. Kur’anda sure sıralamasında 103 ncü sıradadır. Mekke’de ilk dönem inen surelerden olup nuzül sıralamasında 13 ncü sıradadır.
[2] İslam Hukuk Metodolojisinde Tahsis (Ferhat Koca sf.171)
[3] El, marifelik takısı istiğrak içindir ve bütün insanlığı kapsar.