Aman nerden büyüdük, biz büyüdük o da mı büyüdü nedir?...
O zamanlar adını sormadık ki bilelim, medya diyorlar şimdi “zilli medya.” Bebeleri de büyümüş vaziyet; nasıl çalışıyorlar. Zilliden Doğan zilli mi doğarmış, hayret!
Olmaz olasıca pek azmış canım. Melaniyet, cibilliyet, hergeliyet, bilmemniyet denen gaste kağıdına bastığı resimlerin yanında, eski hali pek namuslu, pek de masumdu doğrusu.
Demek ki haram yoldan ekmek parası diye başlarsan, işin varacağı yeri kimse kestirebilemezmiş.
Varıp gidip yüzüne, tam alnının çatına "tüü haspa, böyle mi olacaktı şaggıdı şuggudu dört zilin sonu. Belli ki utanman bitmiş, ya korkmaz mısın Allahtan" diyesim geliyor; amma sanırım ki bu gasteleri böyle basan yosmanın sözlüğünde ne ar yazar ne de din.
Elbet alınmaz, satılmaz, eve barka bastırılmaz
Karabaşın yuvasına sersen, bozar fıtratını itin
Ne Buş bunun kadar gâvur ne de Rus ayısı Putin.
Bunlardan bir gasteye sardı ekmeği Metin, dedim “bakkal oğlum necis ettin ekmeği, yıkar mısın, kırklar mısın, sen mi yersin, ite mi doğrarsın bilemem.”
“Biz bebeyken acırdık ekmek için oynardı. Hala doymamış haspa her bakkalda sarılıyor yiyeceğimiz ekmeğe.”
“Bu gasteye tezek sarsan necis eder vallahi, ben de eve götüremem böyle bir mel'aneti .
“Mesleğin bakkallıksa milletin evine şıllık, yosma salmayasın, kiloluk gastenin bile namuslusu vardır; şerre rıza eden bakkal hem onmaz hiç hem de onmasın.”
Şerri yayanların dayanağı şerre rıza edenler onmasın ki nesillerimiz yanmasın.