Paylaşmaktır insan için konuşmak, dinlemek, dertleşmek, şakalaşmak, öğrenmek, öğretmek…
Bunların neticesi paylaşılandan faydalı bir pay almak olacaksa, bu denkleşerek de olabilir fakat taraflar ‘kafa dengi’ olursa karşılıklı alışverişin/maddî ve manevî paylaşımın doruk noktada gerçekleşeceği aşikardır. Kafa dengi insanların münasebetlerinde ruhlar öyle bir haz alır ki bu hazzın sürekliliği nisbetinde mutluluk devam eder. Ruhların tekâmülü de daha kısa zamanda zuhur eder, amma bu tekâmül her denk kafada aynı sınırdadır anlamına da gelmez.
Denk kafalar bir arada olmasa da bağ kopmadığı sürece ayrı kalındığında bile kafa denginin varlığı insana huzur verir.
Kafa denginin varlığı bir nevi dünyada -diğer insanların dünyasında olmamak gibi- kendi varlığının meşrûiyeti mesabesinde gönüle de sürûrdur.
Kafa dengi iken paylaşmak başkadır, paylaşabileceği kadarıyla denkleşmek değil kastımız ve kafa dengi olduğunu iddia ederek -seviye kaybedip- denkleşmeyedir itirazımız.
Denkleşmek övülür, o ayrı; denkleşmek bir yerde geçimdir, neyse bakalımların birikimi ve neyse bakalımlar denkleşme serüveninin öncülleri…
Kişi denkleşirken ya aşağıdır diğerinden, kendi aşağılığına mahkûm eder bir diğerini, ya yukarıdır ilim, iz’an, ahlak, en önemlisi -toptan cem edersek- 'kaliteli ruh' yönüyle, o durumda da iner aşağılara seviyesini kaybettiği bir denklikte buluşur kafa dengi olmaktan vazgeçip denkleşmek zorunda kaldığı geçimdaşıyla.
O yüzdendir ki seviyesinde adam bulamayanlar seviyesini muhafaza edemez; o yüzdendir ki cahillerin arasındaki âlime acınır…
İrfan SETENCİ
(GEÇİM GEÇİM BİLMEKTİR GEÇİM KENDİN BİLMEKTİR)